Kendinize ve çocuğunuza yatırım yapın - DieHaber.ComDieHaber.Com

18 Mayıs 2021 - 23:18

Kendinize ve çocuğunuza yatırım yapın

Bizi biz yapan nedir? Doğduğumuz o ilk andan itibaren mi biz diyebiliriz kendimize yani şu anda sevdiğimiz beğendiğimiz renkler, nesneler, karakterler bütün bunları kapsayan kriterlerimizle algımızda seçiciliğimizle mi doğuyoruz.

Kendinize ve çocuğunuza yatırım yapın
Son Güncelleme :

28 Nisan 2021 - 22:26

En baştan maviyi seveceğimiz belli mi? Neyi neden sevdiğimizi hiç düşündük mü? Yoksa bütün bunların hepsi bir dayatma mı? Kızlara pembe, erkeklere mavi rengin empoze edilmesi gibi mi? Bütün o 30-40 yaşına gelip hâlâ her eşyaları pespembe barbie gibi dolaşan hanımlar özgür bırakılsalardı hangi rengi seçerlerdi. Algılarımız manipüle edilmese biz nasıl bir insan oluruz.

En az 25 yıl önce gördüğüm bir BBC belgeselinde bu konu ile ilgili bir enstantane var aklımda hiç unutmadığım. Bir bebeğin ilk doğdu andaki beynindeki nöronların hepsinin aktif olduğunu ama eğitim ile desteklenmeyen canlı tutulmayanların köreldiğini bir daha çalışmayacak şekilde öldüğünü tasvir eden. Size aktarayım.

Bizlerin eskiden mahalle pazarlarında gördüğümüz ince tahtadan yapılma limon kasası içine sanki bu kasa bir saksıymışçasına toprak ile kaplanmış ve gerekli ışık, su, besinler ile çim tohumları silme çimlenmiş. Yemyeşil sık ilmekli bir halı gibi çim çıkmış topraktan. İşte bu her bir çim tanesi filizi beynimizdeki bir beyin hücresini yani nöronu temsil ediyor. Sonrasında gülen surat şeklinde bir kartonun sadece gözleri ve ağzı kesilip atılıyor. Bu karton aslında anne babaların çocuklarına tek yönlü çok az detay ile belki de hiçbir açıklama detay içermeyen bilgi aktarımını sembolize ediyor. Bu karton kasanın üstüne yerleştiriliyor. Kasanın içindeki çimler sadece bu boşluklardan ışık alıyorlar. İşte o çok az ışık, temsili olarak verilen bilgi ve detay miktarı kadar. Ve belli bir süre sonra yani çocuğun büyümesi ile geçen süre ile paralel olarak o karton çim dolu kasanın üstünden kaldırılıyor ve sonuç sadece o ışığı gören çimler yaşıyor diğer çimler soluyor ölüyor. Tıpkı bebeğin beyninde doğuştan tam kapasite ile var olan bilgiye aç, çalışmayı bekleyen ama bilgi aktarılmadığı çalıştırılmadığı için ölen yok olan 100 milyar nöron, trilyonlarca bağlantı gibi.

Bu belgeseli seyrettikten sonra benim çocuğum olduğunda ne yapmam gerektiğini, hayatta başıma gelenlerin benim nasıl evrilmeme sebep olduğunu anladım. Bu tip belgeseller den alabileceğim bütün verileri almaya, detayları araştırmaya başladım ve bu arada kendi beynimi de beslemeye daha fazla önem verdim. Beynin çalışma mekanizmasına ayrıca merak sardım tabii.

Zihni geliştirecek bütün uyaranlar hiçbir engel olmadan filtreden geçmeden aman denmeden bana sunulmuştu. Bahçede sokak oyunları oynamıştım. Çocukluğumu yaşadığım yıllar ve çevre şartları da çok güzeldi tabii.

Çocukluğumu gençliğimi 1970-2000 yılları arasında İstanbul Yeşilköy’de geçirdim bu büyük bir avantajmış artık şimdi bulunduğum çevre şartları içinde çok daha iyi anlıyorum ve o dönemden hayal meyal hatırladıklarımın karakterimi geliştirdiğini ve hobilerimin kaynağını oluşturduğunu sonradan fark ettim.

Örneklerden biri için ilgilenenler olursa size de öğretebileceğim bir hobim. Çünkü hobileriniz farklı gelir kaynakları haline dönüşebiliyor. Bu ve bunun gibi daha çok çeşitli pek çok şey var renk skalamda. Ayrıca bir resim, bir şekil dizayn ederken el  göz koordinasyonunu arttıran, sanatsal sağ beyni çalıştıran şahane bir örnek:

Şu anda Antalya’da yaşadığım emekliliğimde bana katma değer olarak döndü. Keşkelerle değil, iyi kilerle yaşadım. Hele ki pandemi döneminde evde kilitli kaldığımızda hiç sıkılmaya vaktim olmadı. İnsanlara yardım etmek beni mutlu ettiği için Size de yol gösterebilecek tecrübelerimi, ne biliyorsam başıma gelenleri ve olabildiğince çözümlerini sizinle paylaşmak istiyorum.

Yaşadıklarımın bana geri dönüşü ne oldu analiz edip ne öğrendi isem her şeyi yeğenime aktarmaya başladım. Bir tohum ektim ve artık filizlenmeye başladı. Doğru yolda olduğumu gördüm.

Dolayısı ile önce yeni nesle destek için doğrusu ve yanlışı çevrede denenmiş uygulama sonuçları görülmüş toplumsal deney olarak incelenmiş bazı öneriler:

“Ne yerseniz o olursunuz” diyor Fitoterapi uzmanı Dr.Ümit Aktaş. Çünkü yedikleriniz genetik yapınızı değiştiriyor. Doğum öncesi ilk oluşum esnasındaki anne babanızın sentezi olan genleriniz yediklerinizin kalite ve içerikleri vücudunuza faydalı değil ise öncelikli olarak bozularak erken yaşlanıyor. Sonraki aşamada hastalıklara çabuk yakalanmaya neden olacak kadar dayanıksızlaşıyor. Ancak destekleyici elzem vitamin, mineral, antioksidan, DNA sarmalınızın ucundaki telomeraz enzimleriniz yanında bizleri yaşlanmaya yıpranmaya karşı koruyan glutatyonca zengin besinler alıyorsanız iyiye doğru evrilerek daha sağlıklı bir vücut ile yaşlılıkta da aktivitesinden bir şey kaybetmeyerek zekânızı uzun süre en iyi hali ile belki de daha da iyi şekle getiriyorsunuz. Bebekliğinizdeki genleriniz ölüm anında ki ile aynı olmadığı tespit edilmiş. İnsanoğlunun olmaz ise olmaz sandığı alışkanlıkları, tercihleri, seçimleri, bağımlısı hale gelinen radyasyon kaynakları, elektromanyetik güç kaynaklarına yakın yaşanılan evler, değiştiremeyeceğini sandığı ancak sadece bir alışkanlıktan ibaret olduğunu anladığında değiştirilebileceği çevre şartları da dahil hepsi gen yapısını kötü yönde bozuyor, uyku düzenini kaçırıyor. Mutlaka her akşam saat 11:00 öncesi yatay düzlemde olursanız, sadece ve sadece saat 11:00 de ve ışıksız ortamda salgılanmaya başlayan, vücudun kendini yenilemesini sağlayan, beyinde günlük hafızayı temizleyerek uzun dönem hafızaya aktarılmasını sağlayan, aksi takdirde sinsice Demans başlatan, şu anki salgında en iyi bağışıklık savaşçısı ilan edilen beyinde alzheimer olmayı engelleyen melatonin hormonunun vücudunuzda işini yapabilmesi için salgılanmasını sağlamış olursunuz. Aksi takdirde saydığım farkında olmadığınız çevre şartları bütün detaylar negatif etki edip sizde melatonin hormonu salgılanmayacak beyninizi bu sıvı ile yıkayamayacak, biriken toksitler size zarar verip bu çok değerli kurtarıcı melatonin hormonunun eksikliği nedeniyle ağır unutkanlıklar ve kesinlikle erken yaşlanmaya başlayacak diyorlar kesin bilgi. Bu araştırma gece yaşayanlar grubu ile gündüz yaşayanlar grubu arasında laboratuar testlerini içeren bilimsel makaleler olarak pek çok karşıma çıktı. Çevremde pek çok dostuma yaptığım öneri ile hayatlarında güzel değişiklikler oluştu.

Ayrıca yeni doğacak bebek beyin gelişimi için elzem olarak doktorların verdiği folik asit yaşamımız boyunca bizler için de gereklidir. Besinler içinde en fazla karideste bulunur ayrıca karidesin yediği bir tür tek hücreli olan ksantin dünyanın en güçlü antioksidanıdır.

Fosfor içeriği en fazla olan ev yapımı probiyotik kaynağı yoğurt, yumurta, sert peynirler, çiğ badem ve hamsi. Hücrelerimizin yapısal temel taşı olan ayrıca Beyin bellek göz, damar kan pıhtılaşma konusunda Dha+ Epa+ Omega yaşamın sonuna kadar herkes için alımı çok önemli, Dha gençler için öncelikli. Beyin için somon balığı ve ceviz tabii ki.

Ben de şöyle ekliyorum. Düşüncenizi aklınızı iyi yönde kanalize edecek olan hangi belgeselleri, hangi aktiviteleri, hangi kaliteli yapımları, hangi filmleri izliyorsanız, ne dinliyorsanız, neleri araştırıyorsanız, neler öğreniyorsanız osunuz. Ya da o oluyorsunuz. Sadece düşüncemizi değil, algımızı, görsel gözlem yapımızı hatta beynimizi fiziki olarak değiştiriyoruz. Yeni bağlantılar kurmaya zorluyoruz. Bu konuda öncelikle Dermansı önlediği kesinleşmiş Sudoku çözün. Yeni bir dil öğrenin. Beyninizi en iyi çalıştıracak yapıda olan dili seçin.

Orwell’in ünlü “1984” isimli anti ütopik romanında da bahsettiği Sapir-Whorf hipotezi. Edward Sapir ve Benjamin Whorf 1930’larda dilsel görecelik ilkesini savunur. Derler ki, “Konuştuğunuz dilin yapısına göre karakteriniz ve dünya görüşünüz de şekillenir.” Latin alfabesinin soldan sağa, Arapçanın sağdan sola, Çincenin yukarıdan aşağıya olması beynimizin yapısını değiştirebiliyor bu hipoteze göre. Kulağa sert gelen dillerden birini, akıcı bir şekilde öğrendikten sonra o dili konuşurken daha öfkeli hissettiğini söyleyenlerin olmasını buna örnek verebiliriz. 7 dil bildiğinizi varsayalım, hangi dili konuşursanız her birinde karakteriniz değişim gösteriyor. Ya da dilin yapısında zaman ekleri yok ise zamansız düşünmeye başlıyorsunuz. Mandarin Çincesi gibi. Arrival’da ise, dilin sadece düşünce yapısını değil zaman algısını da değiştirebilecek güçte olduğundan söz ediliyor.

İşte bu düşünceden yola çıkan Nebula, Hugo ve pek çok ödül almış olan yazar Ted Chiang’in Geliş kitabındaki 15 hikâyeden biridir Filme konu olan, Arrival.

https://www.imdb.com/title/tt2543164/mediaviewer/rm3938516992/

 

Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirin, bebeklerinizin dil becerisi sözcük dağarcığı için dergi makale bile okuyabilirsiniz. Yaşı ne olursa olsun filmleri görsel bir masal haline çevirin. Örnek ben yeğenimi asla küçümsemedim iletişimimi dilimi basite indirgemedim 1,5 yaşında iken; Yazar S. Lewis tarafından çocuklar için yazılmış yedi kitaplık bir fantastik roman serisinin ilk kitabından uyarlama olan Narnia Günlükleri filminde her bir öğeyi, nesneyi, durumu tarif ederek birlikte seyretmiştim. Filmi masal olarak anlatmıştım. 2. filmi 10 yaşında yine beraber seyrettik. Hiçbir filmi önüne koyup sen tek başına seyret diye yalnız bırakmadım. Çocuklara aptal muamelesi yapan dizi ve filmler algısını endüstrinin satış çılgınlığına yönlendirecek ya da pembe rengi empoze eden animeler seyretmedi.

https://www.imdb.com/title/tt0363771/?ref_=nv_sr_srsg_0

Her seyrettiğimiz film eğer dünyanın farklı bir bölgesinde geçiyor ise hemen haritada yerini bulduk. Araştırma yaptık. Bilgisayarda değil tabii ki bir arşivde kütüphanede nasıl bir konu aranırsa öyle. Filmlerle dünyayı dolaştık. ”Neşeli Ayaklar” film müzikleri ile dans ettik. Filmlerin sonundan müzik isimlerini aldık. Hatta güneş sisteminde ki gezegenleri bile gece yazın ışığın az olduğu yerlerde seyrettik. Hiçbir şeye boş boş bakmadık bilgiyi soğurduk. Filmin sonunda beğenmediğimiz yerini nasıl değiştirirdik diye beyin fırtınası yaptık eleştirdik. Şu an piyasada olan en ünlüsünden içeriği en iyi olanına Çocuk dergileri aldık. Gittiğimiz parka her gün farklı yoldan gittik ve yaprakların ağaçların fotoğrafını çektik. Hatta minik yavru bir kirpi bulup besledik. Eve alabilir miyiz araştırdık. Asla vücut savunma sisteminin gelişmesine engel olmadan uygun hava şartlarında korumayı abartmadan yapılabilecek her spor aktivitesini cesaretli olmasını sağlayarak fazla korumacı olmadan ama sonuçlarını bilerek yaptık.

Ardından hatıra defterimize hikâyeler yazdık. Biz bir masalı filme uyarlasa idik hikâye nasıl olurdu. Pedagog ve Psikologların ifade ettiğine göre yazı yazan, aklından, içinden geçenleri kağıda dökenlerin ruh sağlığı çok daha iyi oluyormuş. Çocuk yaşta başlandığında geleceğin yazarları veya editörleri ya da dil çevirmenleri çıkabilme ihtimalini çoğaltıyor. Herkes için bütün hayat boyunca edinilebilecek en faydalı hobi. Çünkü elimizle tuttuğumuz kalem ile kâğıda yazdığımızda el göz koordinasyonu sayesinde beynimizdeki aktivasyon tavan seviyelerde oluyormuş. Günlük aktivitelerini, yapacakları işleri, planlarını klasik ajandalarına kalem ile yazanlara demans asla yaklaşamıyormuş.

Vee en önemlilerinden biri ki bu bütün yetişkinler içinde lazım olacaktır eminim. Bir hata yaptığında o hatayı film karakteri de yaptı ise o karakteri eleştirdik o karakterin karşısındaki kahramanı övdük doğru yanlış kıyasını o dizi, film kişileri üzerinden yaptık. Asla sen hatalısın şen söylesin demedik.

Bu dediğim konu psikologların evlilik terapistlerinin üzerine basa basa söylediği çok önemli bir uyarı. Bir film seyrederken eşinizin anlamasını istediğiniz hatasını gösterin o kadar . Film üzerindeki karakter için  “bak adama sen, nasıl da güzel ….. yapıyor” gibi. Ama sakın sen suçlusun sen yaptın demeyin o filmden dışarı çıkmayın. Eşinizi asla suçlamayın. Bu da beyindeki savunma mekanizmasını harekete geçirmeden iletişim şekli. Genel kanı ise erkeklerin sol kadınların sağ beyni temsil ettiği yönünde. Fakat farklı bir iddia bebeklikten itibaren algının olabildiğince çok uyanla karşılaşması ile her iki yarım kürenin de kullanım kapasitesinde artış olmaya başladığını göstermiş bulunuyor.

Yeğenim 7.sınıf öğrencisi 1 yıl önce Okulistik sınavında Türkiye birincisi oldu. Çevresinde doğru yanlış sorgulayan bir birey artık (maşallah) hatta Pink Floyd-The Wall en sevdiği şarkılardan.

Beyniniz sizin hazineniz ona bakım yapın onu besleyin asla boşlukta bırakmayın köreltmeyin.

 

İnşallah pozitif bir kelebek etkisi yaratabilirim.

Ne demişler iyilik yap, iyilik bul.

YORUM YAP