SON DAKİKA

Vallahi de billahi de bilmiyorduk!

Berlin sanki açık bir müze alanı. Özellikle 2. Dünya Savaşı’nın yıkıcı sonuçları olan katliamların anısı her yerde.

Bu haber 03 Mayıs 2018 - 20:19 'de eklendi ve 39 views kez görüntülendi.
Yahudi katliamı, Sinti-Roma katliamı, homoseksüellere karşı yapılan zulüm. Anıtlar, anıtlar…
Anıtları gezen gruplar çok yoğun. Okullardan öğrenciler, yabancı gruplar. Değişik dillerde hazırlanmış kitapçıklar eşliğinde, büyük bir ilgi ile tartışıp, değerlendiriyorlar.
Geleceğe güven ile bakabilmek, geçmiş ile ne kadar hesaplaşmaya hazır olduğumuz ile oldukça ilintili aslında. Kolay değil elbette. 2. Dünya savaşının yıkıcı sonuçları ortada.
Yahudi oldukları için öldürülen altı milyon insan. Düşman ilan edilen sendikacılar, akademisyenler, sanatçılar. Topluma yük oldukları düşünüldüğü için katledilen yaşlılar, engelliler…
Tüm bunları yaşarken, Almanya tarihini gerçekten ne kadar yakından bildiğimi (bildiğimizi) düşünüyor ve kendimi bu konuda eksik hissediyorum.
Almanya aynı zamanda Hitler zulmüne karşı mücadele de demek elbette. Programda 2. Dünya savaşı döneminde Hitler yönetimine karşı mücadele eden bunu hayatları ile ödeyen insanların hikayelerinin anlatıldığı “Haus der Widerstand“ müzesinde ki sergileri ziyaret var.
Elli kişilik grubumuz üçe ayrılarak değişik salonlarda yerlerimizi alıyoruz. Genç bir bayan giriyor içeri, tarihçi. Kendisini tanıttıktan sonra genel bilgi vererek bizi sergiye hazırlıyor.
Mücadele edenlerin isimlerini soruyor örneğin.  “Sizce alman halkının yüzde kaçı Hitler rejimine karşı mücadele etmiştir?“ diye soruyor sonra. Birbirimize bakıyoruz. Cevabı toplumun % 1 bile değil oluyor.
Grupta hissedilen bir gerilme anı. Sergiyi gezdirmeye başlıyor. Konu direnen % 1’in öyküleri.
Yahudileri yanlarında çalıştırarak korumaya çalışan işverenler, sendikacılar. Yahudileri saklayan komşular. Toplumun her kesiminden direnmeye çalışanlar.
Gelen tehlikeyi görüp kafa patlatanlar, değişik mücadele yöntemleri geliştirenler.
Ve  08.11.1939’da Hitler’e karşı suikast girişiminde bulunan genç marangoz Georg ELSER.
Bir aya yakın bir hazırlık sürecinden sonra Hitler`in düzenli bir şekilde hep aynı saatde geldiği birahaneye  kendi yaptığ bombayı yerleştirmiştir artık. Düzeneği çalıştırır ve oradan ayrılır.
Yerleştirdiği bomba erken patlar maalesef. Hitler her zamanki saatinde gelmez ve suikasden kurtulur. ELSER suikastdan sonra Ísviçre`ye gidebilmek Konstanz’a gelir ve burada iki sınır polisi tarafından yakalanarak tutuklanır. İşkence görür.
Arkasında bir örgüt olduğu düşünülür ve ilişkilerinin ortaya çıkması için hemen öldürülmez.
Yalnızdır oysa.
Savaşın bitimine yakın bir tarihte 1945 de öldürülür.
Sergiyi anlatan tarihçi bayan, hepimizi çıkışta durduruyor. Burada bekleyelim diyor sakince.
Herkesin toplanmasını bekliyoruz. Çıkış da, tam karşımızda oldukça büyük bir harita asılı. Görmeden geçmeniz imkansız.
Hani “gözünün içine sokak soka“ derler ya öyle işte.
“Sizce burada anlatılan nedir?“  diye sorduğunda, hepimiz haritayı incelemeye başlıyoruz.
Komşularınız götürüldüğünde, yakıldığında, işkende gördüklerinde, siz neredeydiniz diye sorulduğunda, “vallahi de billahi de biz bilmiyorduk!“ denir genellikle, işte o gerçeğin cevabı burada diyor görevli.
Almanya`nın büyük bir haritası ve üzerinde bilinen tüm toplama kamplarının isimleri. Kapkara. Boş yer yok. Toplama kampları her yerde.
Hepiniz biliyordunuz ne olduğunu. Sonuçtan hepiniz sorumlusunuz!
Geleceğimizde böyle bir harita ile karşılaşmak istemiyorsak, susmayacağız.
Çünkü susmanın, görmemezlikten gelmenin bedeli ağır oluyor.
Hüseyin Ocar
Hüseyin Ocar[email protected]
Sosyal Danışman

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

mp3 indir